|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
|
#1 (Kalıcı Bağlantı) |
|
RuH ADaM...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Atatürk'ün arkasına sığınan Yaşar Nuri Öztürk, yazısında 'son kale' edebiyatı yapan ve vatanın bütün kalelerine girildiği günlerde kendisinin aşk maceralarıyla uğraşılmasına kızdığını açıkça belli ederken ağzını fena halde bozdu. Haber7'de yar alan haberde, Yaşar Nuri Öztürk, "Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke, aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor." ifadesini kullandı. Yazının tamamı ise şöyle: Yaşar Nuri Öztürk'ün hürriyet.com.tr'deki bugünkü köşe yazısı Bir tereddüdün romanı Romandan filan söz edecek değilim. Sözünü ettiğim tereddüt, Millî Mücadele sürüp giderken gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi'nde hayatının en uzun konuşmasını yapan Atatürk'e dinleyiciler arasından gelen müthiş bir sorunun yarattığı ve bugün kahırlı acılara dönüşen bir tereddüttür. Benim tespitlerime göre, Atatürk'ün hayatında yaptığı en uzun süreli konuşma, 2 Şubat 1923'te İzmir Kordon'da, İzmir İktisat Kongresi toplantılarından birinde yaptığı konuşmadır. O tarih yaratan ve kendisi de bir tarih olan konuşma, halkın da dinlediği, canlı sorular sorduğu ve cevaplar aldığı destanî bir konuşmadır. 2 Şubat 1923 günü birkaç oturumda tamamlanmış, saatlerce sürmüştür. Halk, konuşmaya zaman zaman tezahürat cümleleriyle, bazen de Gazi'ye sorduğu ve cevabını anında aldığı canlı sorularla katılıyordu. O konuşma bu yönüyle de eşsizdir, örnektir, tarihtir. İşte, zabıtlarda 'hazır olanlardan biri' diye geçen bir yurttaşın uzun sorusundan ibret verici, keramet gibi cümleler. Parantez içi sözler bizim açıklamalarımızdır. Uzun sorunun özeti şu: "İslam'ın kurtarıcısı! Müsaade-i devletleri olursa bendeleri de memleketimin ve devletin mukadderatıyla alakadar bir noktadaki müşkülümün hallini zatı devletlerinden rica ediyorum. (Şu vakara, şu ciddiyet ve nezakete, şu öngörüye bakın). Köylüleri karşısına alıp büyük bir tevazu ile her türlü ihtiyaçlarını ve yaralarını dinlemek için lütfen teşrif buyuran yüce Gazi'den bütün köylü rica ve istirham eder ki, bu millî hâkimiyetin ebediyen bekasını temin edecek yollar ve bunlara ait hususlar tespit olunsun." "Paşa Hazretleri! Devletlilerince de malumdur ki, halkımız eğitimsizdir ve masumdur. Bu cehalet ve masumiyetin neticesidir ki, (şimdi şu bilince, şu idrake bakın) memlekete dün mebus sıfatıyla o millet kürsüsünden hitap eden Mustafa Sabri (Damat Ferit ve İngilizlerle Bağımsızlık Savaşı aleyhine işbirliği yapan ve halkı Allah ile aldatan hain şeyhülislam) ve emsali bugün büyük felaketler getirmiştir. Yarını kim temin edecek ki, Mustafa Sabri veyahut o mayadaki adamlar memlekete girmesin. Gençlik bunda bütün ruhuyla, bütün mevcudiyetiyle tereddüttedir..." (Atatürk'ün Bütün Eserleri, 15/52) Şimdi de, aynı oturumdaki bir bürokratın sorusunu yine özetleyerek verelim. Maarif Müdürü Vasıf Bey soruyor: "Paşa Hazretleri! Çöken imparatorluğu teşkil eden saray ve o sarayın etrafındaki menfaatperestler zümresi ve o zümrenin menfaatini temin etmek için dini araç kabul eden zümre tamamen yıkıldı mı?" "Osmanlı İmparatorluğu yaşarken herkeste genel bir kanaat vardı: Padişaha karşı değil silah atmak, padişah konuşurken titrememek bile günahtır. Fakat görüyorsunuz ki, Anadolu halkı ve köylüsü üç yıldan beri padişahın hilafet ordusu diye gönderdiği kuvvetlere silahla karşı koydu. (Örtülü bir putperestlik olan bir anlayışın yıkılışına ilişkin ibret verici şu cümleye çok dikkat) Ruhlarda ve fikirlerde husule gelen bu değişikliğin sebebi nedir?" (Adı geçen eser, aynı yer) Türkiye seksen yıldır bu tereddüdün romanını yaşamaktadır. Kahırlanarak söyleyelim ki bu roman, bu tereddüdü duyan o büyük ruhlu dedelerimizin kaygılarını haklı çıkarmış, Allah ile aldatmanın Haçlı ile işbirliği yapan tezgâhı, onlarca Damat Ferit ve Mustafa Sabri üretip ülkenin subaşlarına oturtarak aydınlanmanın mirasını çürütmüştür. ABD'si, AB'si, yeni Damat Ferit ve Mustafa Sabrilerle işbirliği halinde o mirastan intikam alıyor. Son olarak, Atatürk'ün büyük eserlerinden biri olan Montrö sözleşmesini de deldiler. Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke, aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor. Ne için? Velinimetlerine ihanet etmiş iki üç ağır ruh hastasıyla, aydınlık aleyhine kiralanmış politika bezirgânı birkaç namussuzun işbirliğinden doğan iğrenç çıkar değirmenine su taşımak için... Bu hale getirilmiş bir ülkenin akıbeti nasıl olabilir? Cevabı vicdanlarınız versin, sevgili okuyucularım! [Linkleri sadece üye olanlar görebilmektedir. ]
__________________
Shadomania
|
|
Statü: Çevrimiçi
|
|
| Google Reklamları |
|
|
#2 (Kalıcı Bağlantı) |
|
ö๓єя Ŧคђяєddเภ
![]() ![]() ![]() ![]() |
Hürriyet’in internet sitesi köşe yazılarını gecenin erken saatlerinde yayınlıyor. 02:00 civarındaydı...
Birkaç yazıyı okuduktan sonra, Yaşar Nuri Öztürk’ün köşesine baktım. Yazının sonuna doğru donup kaldım... Gece yarısı galiba yanlış anladım diye birkaç kez daha okudum. ‘Allah’ım sen aklıma mukayyet ol’ dediğimi hatırlıyorum. İşte o inanılmaz satırlar: ‘Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke, aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor.’ Evet, evet. Yanlış okumadınız. Bu satırlar Hürriyet’in internet sayfasında, ‘Bir tereddüdün romanı’ başlıklı yazının sonunda. Bak Yaşar Hoca! Sevenin vardır, sevmeyenin vardır. Hayranların vardır, ‘anıtlaşmış’ eserlerini takip eden, satın alan bilmem şu kadar insan vardır. Sen de ‘Türk aydınlanması’nın büyük öncülerindensin. Bu dini senden daha iyi bilen de yok! İtiraf edeyim, hiçbir zaman seni sevenler arasında olmadım. Ne o her vesileyle insanları küçümseyip aşağıladığın kibirli halini, ne de devletin derinliklerine tezgah açan ‘aydın din adamı’ pozlarını sevdim. Neyi bildiğin, neyi bilmediğin, kaç yaşında hafız olduğun, ömrünün kaç yılını neye harcadığın, aynı zamanda hukukçu, güreşçi, tarihçi, ulusalcı, magazin programlarının değişmez konuğu, uluslararası ilişkiler uzmanı olman da beni ilgilendirmiyor. Kaç gündür memleket çalkalanıyor. Senin ‘Şahane’ icraatların konuşuluyor. Ama sen çıkıp doğru dürüst bir açıklama yapmak yerine, önce yine o ‘mütekebbir’ pozunu takınıp onca yıllık eşini küçümsüyorsun. Ardından da köşende akıllara sığmayacak bir üslupla güya seninle uğraşanlara cevap veriyorsun. Sen ‘Memleket elden gidiyor, Damat Ferit Paşalar ortalığı sardı, işte Montrö delindi’ diye yüce (!) fikirler beyan ederken, bu zavallı ülkenin insanları ‘aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor’ öyle mi? Kimsenin seninle uğraştığı filan yok. Senin özel hayatın, neler yaptığın ya da yapmadığın kimseyi ilgilendirmez. En azından kendi payıma zerre kadar ilgilenmiyorum. Yanlış hatırlamıyorsam çalıştığım gazete de şu ana kadar bu iddiaları konu etmedi. Bak aynı yazıda kullandığın bir cümleyi buraya alıyorum: ‘Şu vakara, şu ciddiyet ve nezakete, şu öngörüye bakın.’ Nerede vakar, nerede ciddiyet, nezaket, öngörü Yaşar Hoca? Edep yahu, edep. İki de bir ‘Örtülü putperestlik’ten söz eden adam, kendi kitaplarını ‘anıtsal eser’ diye tanımlıyor. Kendisini eleştirenlere okuyanı dehşete düşüren bir argoyla saldırıyor. Bu arada tebrik etmeden geçemeyeceğim! Helal olsun Hürriyet’e... Tam ‘keyfine’ göre bir hoca bulmuş. Maşallah, tam ‘kafa’ dengi...! Fıkranın tamamını sokaktan dinlersin Ertuğrul Özkök. Nasıl olsa sokak ağzıyla yazı yazanların arasına bir tane daha ekledin. Yaşar Nuri fıkraları meşhurdur. Anlatırlar sana. Nasuhi Güngör
__________________
İnnêlillêhi ve İnne İleyhi Raciûn
Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Ve Sellem![]() ![]() Herkesin polisi kendi vicdanıdır, polis vicdanı olmayanların karşısındadır. M.K.Atatürk |
|
Statü: Çevrimdışı
|
|
|
|
#3 (Kalıcı Bağlantı) |
|
Gelecek Vaad Eden Bir ForumVadisi Üyesi
![]() ![]() |
Hoca dediğin edepli olur.
Zaten Yaşar Nuriyi ne okurum ne dinlerim. Ondan dinlediğim birkaç söz-ve bunuda ekleyelim-meşrebimizin farklı olduğunu ortaya koyuyor. Yazarda çok güzel söylemiş: Helal olsun Hürriyet’e... Tam ‘keyfine’ göre bir hoca bulmuş. Maşallah, tam ‘kafa’ dengi...! Fıkranın tamamını sokaktan dinlersin Ertuğrul Özkök. Nasıl olsa sokak ağzıyla yazı yazanların arasına bir tane daha ekledin. ![]() |
|
Statü: Çevrimdışı
|
|
|
|
#4 (Kalıcı Bağlantı) |
|
ö๓єя Ŧคђяєddเภ
![]() ![]() ![]() ![]() |
Din alimiymiş.
![]() Böyle densizlik olur mu?
__________________
İnnêlillêhi ve İnne İleyhi Raciûn
Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Ve Sellem![]() ![]() Herkesin polisi kendi vicdanıdır, polis vicdanı olmayanların karşısındadır. M.K.Atatürk |
|
Statü: Çevrimdışı
|
|
|
|
#5 (Kalıcı Bağlantı) |
|
FENERBAHÇE
![]() ![]() ![]() ![]() |
Küçükmüş baksana yazık
![]() ![]() ![]() |
|
Statü: Çevrimdışı
|
|
|
|
#6 (Kalıcı Bağlantı) |
|
Gelecek Vaad Eden Bir ForumVadisi Üyesi
![]() ![]() |
Allah(c.c.) ineği ne güzel yaratmış ve insanoğlunun hizmetine sunmuş. Hiç bir kusur bulamazsın. Çünkü etinden, sütünden, derisinden faydalanırız. Bizim için yük bile taşır. Ve öyle ki dışkısı bile boşa değil. Dışkıdan gübre, bahçelere,tarlalara kullanırız. Gördüğümüz gibi İnsanoğlu olan yeryüzünün halifesi, Allah'ın(c.c.) bolluk, bereket, rızık, nimet, faide ile her tarafımız kuşatılmış. Arılar mı bal yapmamış? Yoksa eşekler mi yükünü taşımadı? Yağmur yağmadı da rızıksız mı kaldık? Topraktan bitkiyi çıkaran Allah(c.c) geçimimizi temin edebilmemiz için de yeraltı zeginlikleri bile yarattı.
Şimdi gelelim Yaşar Nuri'ye... Yıllarca din eğitimi alan bay profesör bildiğimiz kadarıyla ilminin en doruklarında. Zaten zekayıda aklıda veren Allah(c.c.). Tam müteşekkil yaratılan İnsanoğlu; ilmiyle, zekasıyla kibirlenirse; Allah'a(c.c.) haksızlık olmaz mı? Allah(c.c.) bu kadar büyük nimetlerle yaratmışken emanet olan aklını; insanları, güçsüzü hor görerek, kullanırsa.. Yazarında dediği gibi Türkiye'nin aydınlanmasının en büyük öncülerinden(miş).. Bildiğimiz gibi Yaşar Nuri başörtüsünede siyasi demişti. Bildiğimiz gibi alimler hakkında da uyarıcı ayetler,hadisler var. Ben birşey söylemiyorum. Sadece var diyorum. |
|
Statü: Çevrimdışı
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gazete, Yaşar Nuri öztürk'ün Yasak Aşkı Olduğunu Iddia Etti | alerse | Geri Dönüşüm Kutusu | 1 | 21-08-2008 21:22 |
| Başörtüsüne özgürlük bildirisine 3 bin 549 imza atıldı | merve | Siyaset Gündemi | 53 | 16-08-2008 23:23 |
| Türkiye'nin ilk uçak fabrikasını kuran adam Nuri DEMİRAĞ Tarihin Tozlu Rafları | Sancaktar | Geri Dönüşüm Kutusu | 1 | 07-07-2007 16:03 |
| Yaşar Nuri öztürk : "laikliğin Tanimi Var" Diyen Ahmaktir | iso-19 | Genel & Güncel | 0 | 30-10-2006 09:42 |
| Türkiye'nin ilk uçak fabrikasını kuran adam Nuri DEMİRAĞ Tarihin Tozlu Rafları | 00deniz00 | Tarih | 0 | 20-10-2006 17:21 |