Anasayfa Kullanıcı Kontrol Paneli Kullanıcı Listesi Takvim Üye Ol/Register  
Language Yeni Mesajlar Yanıtlanmamış Konular Vadi Blog Zirvedekiler Referanslar Üye Atlası Reklam Yönetim
 


Geri Dön   ForumVadisi > Din ve Ahlâk > Din ve Ahlâk > İslamiyet
ForumVadisi Kuruluşunun 3.Yılında, Hep Aynı Tadında! Yine o alçak. Dede bavulunu topluyor Mehmetciğin teröristlerle Sıcak teması XP Codec Pack 2.4.3 s●● benim sana havadan sudan daha çok ihtiyacım var●●f ##maSaL pRenSeSi## 9 teröristin cesedi bulundu ´béN unuTTum déSémdé yéI2in haLa doLmuyoI2 Tarihte Bugün: 7 Ekim Yar" mış... Sevip de Sevilmeyeceğine!!! Sana Susmak, Ölüme Sus(a)makmış Git/me... Şekil-A' imiş Aşk ... Gülüşün Uyak Olmalı Mısralarımda ... Anla! Bağışla! Ben Sensiz Ölüyorum... αηℓαтαмα∂ığıмѕıη.. Unuttur kendini bana.. git!.. Krem peynirli salatalık dolması Patatesli ve mantarlı tavuk Çikolatalı trüf Zara'dan Seçmeler... Zara'dan Beylere Tutaç (o herşeyi tutar) Çocuk Odalarına Farklı Tasarımlar... Ekmek Sunumu Günümüz Uçaklarının Ataları Tiberium İptal Edildi Klavyesi ve Ekranı Ayrılabilen Cep Telefonu Aşk ve Ölüm Google İle 2001 Yılındaymış Gibi Arama Yapmak LG'den Bir 'Yeni' Daha Akvaryumun Yapışık İkizleri Aşk Testi Google'ın 4.4 Trilyon Dolarlık Projesi Firefox Yükseliş Trendini Eylül'de Koruyamadı MS Google'a Rakip Olabilmek İçin Çalışıyor Ahlaksız Benzetmenin Sahibide Ahlaksız[Evliyken Adamı Ayartmış] Benim İçin AL BAYRAĞA Sarılmak ... Yuvayı Yapan ve Ayakta Tutan Dişi Kuştur Kadın Neden Terk Edilir...? İşte %100 Türk malı bilgisayar... 15 şehit verdiğimiz gün AKP'li vekil halay çekti Zaman Gazetesi 1 Milyon Trajı Hedefleyen Kampanya Başlatıyor... Antu'dan ilginç tepki Aragones İspanya'da yönetime yüklendi... Galatasaray yenilince Volkan’ı unuttu Gizli obezite kalp ve diyabete yol açıyor 2008 Nobel Tıp Ödülü sahibini buldu WTA'da istikrarlı 'istikrarsızlık' Çocuğunuza egzotik hayvan almayın #######JustinKo########7/24 3000+ kapasite 1299 pw 488 kiloluk kabak ! Kartal Nefes Aldı: 2-1 Dil öğrenmenin püf noktası 5 kilo vererek neler elde edeceğinizi bir bilseniz Nekrüt 31 Ekim'de vizyonda DTP'li Tuğluk baskına 'öngörülebilir' dedi Bayram harçlıkları silahlara yatmasın Allah'ın istediği aile tipi nasıldır? Hava kirliliğinin fetüsü etkiliyor Risk grubundakiler grip aşısı olmalı ! Hindular Müslümanlarla çatıştı: 19 ölü Ünivesite açılışında olay DTP'den TEZKEREYE HAYIR çağrısı Memelilerin nesli tükeniyor Akıl Almaz Gıda Hileleri !!! Çiçekler daha çok kokacak Erken yaşta Alzheimer testi Yurdum insani :) İnsanlar arası ilişkiler zayıflıyor Anne sütü, anneye de iyi geliyor Forumvadisi iletisim YTL, Eylül'de değer yitirdi Suudi kadına GÖZ HAPSİ Deniz Feneri kararı istendi Bolt'un rekorları onaylandı! Baskının sorumlusu AKP HÜKÜMETİ Ankara'nın suyuyla TARLA bile sulanmaz Ibra'dan çok estetik bir gol 6 Kişi Kadrodan çıkarıldı Lıverpool'da Skrtel şoku Ze Roberto Ayrılmayı Düşünüyor Hollanda Robben Ve Hesselınk'ten Yoksun Taksilerde gece tarifesi kalkıyor ınter'li Defans 2 Ay Yok! Yusuf şimşek'te Milli Takım Sevinci İlk kez bir savcının aklına geldi Tugay bu kez en kötü 11'de! ABD gazetesinden KAHREDEN TABLO Antrenman notları PKK'lılar 45 gün hazırlık yaptı Dini çocuklarınıza DAYATMAYIN Sercan için ManU'ya veto! Flaş! Öğrenci affı Meclis'te "Mesut karar vermedi" Pkk'ya Ağır Darbe Aktütün'de Şehit sayısı 17 oldu Yaşamın İçinden ... F-16'lar ve kobra helikopterler bomba yağdırıyor F-16'lar ve kobra helikopterler bomba yağdırıyor Quaxis Online Gaming Acılmıştır.
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 05-07-2008, 23:50   #1 (Kalıcı Bağlantı)
Foruma Erişimi Yasak
 
Portillo_ Kullanıcısının Avatarı
 

11.Asrın ilim Güneşi , 6 dil bilen EL BİRUNİ



İnsanlığın ortak mirası olan ilim, ne sadece Doğu’nun ne de sadece Batı’nın tekelinde gelişmiştir. Her medeniyetin çağları aydınlatan ilim insanları vardır. 11. asır Orta Asya’sı, isyanların ve siyasî kargaşaların yoğun olduğu bir dönemi yaşıyordu. Bu yüzden şehirler arası ulaşımın bile çok zor olduğu bir zaman dilimiydi. İlim ve araştırma yapmak kolay değildi. Eğitim ve öğretim tamamen şahsî gayretlere bağlı olarak sürdürülebiliyordu. O günün şartlarında en küçük bir bilgiye bile ulaşmak haftaları, ayları hattâ yılları alıyordu. Böyle bir zaman diliminde astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih, jeodezi, jeoloji ve eczacılık gibi çeşitli ilim dallarında bir yıldız gibi parıldayan âlimlerden birisi dünyaya geldi. Orta Asyalı el-Bîrûnî (973-1051 veya 1048) olarak tarihe geçen bu kişi, Harezm’in başşehri ve Türklerin çoğunlukta yaşadığı muhit olan Kas’ta doğdu.

Ebû Reyhan Muhammed Bin Ahmet el-Bîrûnî’nin şahsî hayatı ve ailesi hakkında çok az bilgi olmasına rağmen, ilmî kariyeri ve çalışmaları hakkında çok fazla bilgi bulunmaktadır. Daha 6-7 yaşlarında iken üstün zekâ ve kabiliyeti ile dikkat çeken Bîrûnî, Harzemşahlar’ın sarayında himaye edildi. 11 yaşında iken ilk rasat çalışmalarına başladı. Bu arada dönemin ünlü matematikçisi Ebû Nâsır Mansur’dan fen ilimlerini ve Öklit geometrisi ile Batlamyus astronomisini okudu. 17 yaşına geldiğinde, bir kadranı yarımşar derecelik açılara bölerek Güneş’in meridyen yüksekliğini ölçmeyi başardı. Öğrenme hususunda o kadar azimli idi ki, rasat çalışmaları sırasında güneşe bakmaktan gözleri neredeyse kör olma derecesinde bozulmuş; ancak çalışmalarını bırakmamıştı. Bîrûnî, devrinin ilim adamları ile görüşerek ilmini artırmıştır. Kendisinden yedi yaş küçük olan İbn-i Sina ile fizik, astronomi ve metodoloji hususunda gerek mektupla, gerekse baş başa fikir alışverişinde bulunarak bilgisine yeni bilgiler katmıştır. Ayrıca eserlerinden çok istifade ettiği ünlü âlim Ebu’l Vefâ ile astronomi üzerinde çalışmıştır. Bîrûnî 22 yaşında “Gözlemler ve Ölçmeler Dizisi” adını verdiği ilk eserini ortaya koydu. Vefat edinceye kadar Gazne’de çalışmalarına devam etti. Vefat ettiğinde, yaşadığı dönemi eserleri sayesinde “Bîrûnî Asrı” olarak kendisinden sonra gelen ilim adamlarına miras bıraktı. Âdeta İslâm dünyası ile Ortaçağ Avrupa bilim dünyası arasında köprü oluşturdu.

İlmî çalışmalarındaki gayesi

İlmî hayatında, kendinden öncekilerin çalışmalarını minnettarlıkla karşıladığını, onların yanlışlarını ürkmeden doğruladığını, kendine ‘gerçek’ olarak görüneni gelecek nesillere emanet ettiğini belirten Bîrûnî’nin eserleri incelendiğinde, Arapça, Farsça, İbranice, Rumca, Latince ve Çinceyi çok iyi bildiği ve dinî ilimlere vâkıf olduğu görülmektedir. İslâm’a aykırı olduğuna inandığı her fikre şiddetle karşı çıkan Bîrûnî, farklı din ve felsefeler ile uğraşmasına ve çeşitli pozitif ilim dallarında çağının standartlarının çok üstünde bir bilgi seviyesine ulaşmış bulunmasına rağmen, İslâm’a olan bağlılığı sayesinde daima samimi bir Müslüman olarak kalmıştır. Bîrûnî, gözlem ve deneye büyük önem verir; ancak onun bütün ilmî metodu deneycilikten ibaret değildir. Ona göre tabiatı anlamak için, tek yol yoktur; gözlem ve deney kadar, tefekkür ve akıl yürütme, bunun da ötesinde ilâhî vahyin işaretleri de bilgi kaynağıdır. Hattâ o, gözlem ve deneyle bulunan gerçeklerin, İslâm’ın bakış açısının genel çerçevesi içinde bir mânâ taşıdığını söyler. O, hakikatin araştırılmasını insan hayatının en büyük gayesi olarak görür; Kur’ân âyetlerinin çeşitli ilimler açısından yorumlanmasını gaye edinmiştir. Bîrûnî, ilimle meşgul olacakların ahlâklı ve karakterli olması gerektiğini, makam ve mevki peşinde olma gibi zaafların ilim adamına yakışmadığını açıkça ifade etmiştir. Bundan dolayı herkesin gerçek ilim adamı olamayacağını, ilim yolunun çetin bir yol olduğunu fakat ele geçmesinin de imkânsız olmadığını anlatmıştır. İlmî araştırma yaparken, otorite ve uzmanların eserlerine başvurulması gerektiğini belirtmiş, yani herkesin sözüne ve eserine değil de, alanlarında uzman olan âlimlerin söz ve eserlerine müracaat edilmesi gerektiğinin üzerinde durmuştur.

İlim dünyasına yaptığı katkılardan bir demet
Uzman olduğu ilim dalları ile ilgili eserleri hâlâ Batı dünyasında kaynak olarak kullanılan Bîrûnî, hayatı boyunca yaklaşık 13.000 sayfadan oluşan 180 eser vermiş, bunlardan 27’si günümüze kadar gelebilmiş; ancak sekizi basılabilmiştir. Bunlardan bazıları:

- El-Âsâru’l-Bâkiye: Bîrûnî’nin kronoloji, tarih, takvim, kültür ve astronomi ile ilgili eseridir.

- Kitab-ı Tahdid Nihayetü’l-Emakin li Tashih-i Mesafeti’l-Mesakin: Bîrûnî’nin jeodezi, tarih, coğrafya ve astronomi ile ilgili eseridir. Bu eserinde Dünya’nın küre şeklinde ve dönmekte olduğunu belirtmiştir. Bu eserden, 10. yüzyılda İslâm dünyasının doğusunda hummalı bir şekilde coğrafî mekân hesaplaması ile uğraşıldığı ve matematikî coğrafyanın bağımsız bir disiplin hâline gelmesinde, Bîrûnî’nin büyük emekleri olduğu anlaşılmaktadır.

- El-Kanun el-Mes’udi: Bîrûnî’nin astronomi, coğrafya ve trigonometri ile alâkalı başka bir eseridir. Astronominin kendi zamanına kadar olan gelişimini sistematik şekilde ele alan Bîrûnî bu eserle, trigonometrin de ayrı bir ilim dalı olmasını sağlamıştır. Bîrûnî, El-Kanun adlı eserinde açının üç eşit parçaya bölünmesi konusunda kendinden öncekilerin 12 metodunu anlatmaktadır. Çözümlerine ancak kübik denklemler ile ulaşılan bu problemler, denklemlerin sayılarla çözülmesine zemin hazırlamıştır. Bîrûnî bu eserde tanjant ve kotanjant fonksiyonlarıyla uğraşmış ve kitaba bir tanjant çizelgesi eklemiştir.

- “Kanunü’s-Sagir Fi’t-Tıb” ve “Kitabü’l-Saydala fi’t-Tıb”: Bîrûnî’nin tıp ve eczacılık ile ilgili eserleridir.

- Kitabü’t-Tahkik Mali’l-Hind: Bîrûnî’nin Hindistan tarihi ve coğrafyası ile alâkalı eseridir. Bu eserde örnek alınabilecek hakikat sevgisi ve keskin bir gözlem dikkati ilk çeken hususlardır. Eserde, mekânlar arasındaki boylam farklılıklarının tespitinde ve mesafelerin ölçülmesinde yeni metotlar uygulanmıştır. Buna göre Gazne ile Bağdat arasındaki birçok mekânın boylam farklılıklarına dâir elde edilen değerler, 6 dakikadan 45 dakikaya kadarlık bir hata ile bugünkü değerlere uymaktadır.

Bîrûnî, metot olarak hem teoriyi, hem de pratiği araştırmalarında uygulayan ilk ilim adamıdır. Matematikçi olarak yetişen Bîrûnî, trigonometrik fonksiyonlarda yarıçapın bir birim olarak kabul edilmesini (yani birim çember ve trigonometri bağıntısı) teklif eden ilk matematikçidir. Sinüs teoremini bir düzlem üzerinde ispatlayarak sinüs ve tanjant cetvellerini hazırlamakla kalmamış, sinüs-kosinüs fonksiyonlarına sekant-kosekant, tanjant-kotanjant fonksiyonlarını da ilâve etmiştir.

Dünya’nın çapını gerçeğe çok yakın olarak (sadece 15 km’lik sapmayla) bulmuştur. Bîrûnî, jeolojide de çığır açmıştır. Açılan kuyulardan aldığı kesitlerle zemin yapısını ve tabakalaşmayı incelemiş ve kaya birimlerinin oluşum ortamları hakkında yorumlarda bulunmuştur.

- Kitabü’l-Cemâhir fi Ma’rifet-i Cevâhir: Bîrûnî’nin elementlerin yoğunlukları ile ilgili eseridir. Bu eserde 18 elementin özgül ağırlıkları, gerçeğe çok yakın olarak verilmiştir. Bîrûnî’nin bu eserinde özgül ağırlıklar ile alâkalı verdiği değerler, bugünkü değerlerle hemen hemen aynıdır. Özgül ağırlıkları bulma ile alâkalı yaptığı çalışmalar neticesinde modern eczacı piknometresine benzeyen bir avadanlık îmal etmeyi başarmıştır.

İlim dünyasının Bîrûnî ile alâkalı yaptığı çalışmalar

İlim tarihinde üzerinde en çok çalışılan İslâm-Türk ilim adamı unvanına sahip Bîrûnî’nin doğumunun bininci yılı bütün dünyada görkemli bir şekilde kutlanmıştır. Meselâ, 1951’de birçok ilim adamının kendisi hakkındaki görüş ve değerlendirmelerini içine alan bir ‘anma’ kitabı hazırlanmıştır. UNESCO’nun çıkardığı COURIER dergisi 1974 Haziran sayısını Bîrûnî’ye ayırmış ve onu kapak fotoğrafına yazdığı “Bin Yıl Önce Orta Asya’da Yaşayan Evrensel Bir Deha” başlığıyla tanıtmıştır.

Türk Tarih Kurumu 1975’te yayımladığı 68. sayısını Bîrûnî’ye armağan ederken, değişik ülkeler de adına pullar bastırmıştır. Bîrûnî’yi anmak için 1973’te Karaçi’de bir sempozyum; 1985’te Ankara’da milletler arası bir kongre yapılmıştır. Özbekistan’da hayatını konu alan bir film çalışması yapılmıştır. Bîrûnî ile ilgili olarak ilim adamları ve bilim tarihçilerinin ortak kanaati, onun çok önemli bir ilim adamı olduğudur.

El-Bîrûnî, Alman F. Krankow’a göre müstesna bir insan ve zamanın ötesinde bir âlim;

Prof. Sochau’ya göre yeryüzünde yaşamış en büyük zekâ;

Philip K. Hitti’ye göre tabiî ilimler alanında Müslümanlar arasında yetişen en orijinal ve en derin bilgin;

Barthold’a ve Rus bilim adamlarından Gafurov’a göre İslâm âleminin en büyük bilgini;

George Sarton’a göre de bütün zamanların en büyük bilginlerinden biridir.


Netice olarak denilebilir ki, Bîrûnî, ortaya koyduğu eserlerle tarihimizin yüz akı ve insanlığın ilmî gelişmesinde de öncü olmuştur. Bugün ise onun daha o zamanlar yaşadığı ve varlığını haber verdiği coğrafyalarda kalb ve kafa gözü açık binlerce potansiyel Bîrûnî adayı, geleceğin ilim dünyasına hazırlanmaktadır.

Kaynaklar
- Fuat Sezgin, İslâm’da Bilim ve Teknik, Cilt I- II- IV, Türkiye Bilimler Akademisi ve T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Ortak Yayınları, Ankara, 2007.
- Safvet Senih, Dünyayı Aydınlatanlar, Sızıntı, cilt 3, sayı 26.
- Süleyman Feyyaz. Eczacılığın Babası el-Bîrûnî.
- Salim Aydüz, İslâm İlim Tarihinde İlkler, Sızıntı, Cilt 18, Sayfa 564.
- Şaban Döğen, Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi, Sayfa 44-60.
- Colin A.Ronan, İlim Tarihi, Tübitak Yayınları/Akademik Dizi-1, İstanbul, 2003.
- Günay Tümer, Türkiye Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi, Cilt 6, İstanbul, 1992, s. 206-215.

[Linkleri sadece üye olanlar görebilmektedir. ]

Şu tarihte;05-07-2008,Şu saatte;23:58 Portillo_ Tarafından düzenlenmiştir.
Statü: Çevrimdışı
 
Alıntı Yaparak Cevapla
Google Reklamları
Eski 06-07-2008, 00:29   #2 (Kalıcı Bağlantı)
Foruma Erişimi Yasak
 
Portillo_ Kullanıcısının Avatarı
 


El Biruni



Abu'l-Reyhan Muhammed Bin Ahmet El-Biruni El-Harizmi
(973 - 1051)


O, sadece Türk ve İslam dünyasının değil, dünyanın en büyük bilim adamlarından biri sayılmaktadır
Yaşadığı çağa damgasını vurup " Biruni Asrı" denmesine sebep olan zekâ harikası bilgin 973 yılında Harizm'in merkezi Kâs'ta doğdu. Esas adı Ebû Reyhan b. Muhammed'dir. Küçük yaşta babasını kaybetti. Annesi onu zor şartlarda, odunsatarak büyüttü. Daha çocuk yaşta araştırmacı bir ruha sahipti. Birçok kOnuyu öğrenmek için çılgınca hırs gösteriyordu. Tahsil çağına girdiğinde Hârizmşahların himayesine alındı ve saray terbiyesiyle yetişmesine özen gösterildi. Bu aileden bilhassa Mansur, Bîrûnî'nin en iyi bir eğitim alması için her imkânı sağladı.
Bu arada İbni Irak ve Abdüssamed b. Hakîm'den de dersler alan bilginimizin öğrenimi uzun sürmedi, daha çok özel çabalarıyla kendisini yetiştirdi. Araştırmacı ruhu, öğrenme hırsı ve sönmeyen azmiyle birleşince 17 yaşında eser vermeye başladı. Fakat Me'mûnîlerin Kâs'ı alıp Hârizmşahları tarihten silmeleriyle Bîrûnî'nin huzuru kaçtı, sıkıntılar başladı ve Kâs'ı terketmek zorunda kaldı. Ancak iki yıl sonra tekrar döndüğünde ünlü bilgin Ebü'lVefâ ile buluşup rasat çalışmaları yaptı. Daha sonra hükümdar Ebü'lAbbas, sarayında Bîrûnî'ye bir daire tahsisedip, müşavir ve vezir olarak görevlendirdi. Bu durum, hükümdarların ilme duydukları derin saygının göstergesi, bilginimizin de devlet başkanları yanındaki yüksek itibarının belgesiydi.




Onun tabiat ilimleriyle yakından ilgilenmesi, Allah'ın kevnî âyetlerini anlamak, kâinatın yapı ve düzeninden Allah'a ulaşmak, Onu yüceltmek gâyesine yönelikti. Eserlerinde çok defa Kur ân âyetlerine başvurur, onların çeşitli ilimler açısından yorumlanmasını amaçlardı. Kurân'ın belâğat ve i'cazına olan hayranlığını her vesileyle dile getirdi. İlmî kaynaklara dayanma, deney ve tecrübeyle ispat etme şartını ilk defa o ileri sürdü.



İbni Sinâ'yla yaptığı karşılıklı yazışmalarındaki ilmî metod ve yorumları, günümüzde yazılmış gibi tazeliğini halen korumaktadır. Tahkîk ve Kanûnı Mes'ûdî adlı eserleriyle trigonometri konusunda bugünkü ilmî seviyeye tâ o günden, ulaştıgı açıkça görülür. Bu eser astronomi alanında zengin ve ciddî bir araştırma âbidesi olarak tarihe mal olmuştur. İlmiyle dine hizmetten mutluluk duymaktadır.

Gazne'de kıbleyi tam olarak tespit etmesi ve kıblenin tayini için geliştirdiği matematik yöntemi dolayısıyla kıyamet günü Rabb'inden sevap ummaktadır. Ayın, güneşin ve dünyanın hareketleri, güneş tutulması anında ulaşan hadiseler üzerine verdiği bilgi ve yaptığı rasatlarda, çağdaş tespitlere uygun neticeler elde etti. Bu çalışmalarıyla yer ölçüsü ilminin temellerini sekiz asır önce attı. Israrlı çabaları sonunda yerin çapını ölçmeyi başardı. Dünyanın çapının ölçülmesiyle ilgili görüşü, günümüz matematik ölçülerine tıpatıp uymaktadır. Avrupa'da buna BÎRÛNI KURALI denmektedir.


Isaac Newton ve Fransız Piscard yaptıkları hesaplama sonucu ekvatoru 25.000 mil olarak bulmuşlardır. Halbuki bu ölçüyü Bîrûnî, onlardan tam 700 yıl önce Pakistan'da bulmuştu. O çağda Batılılardan ne kadar da ilerideymişiz.
Biruni, hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes'ud'un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.

Daha o çağda Ümit Burnu'nun varlığından söz etmiş, Kuzey Asya ve Kuzey Avrupa'dan geniş bilgiler vermişti. Christof Coloumb'dan beş asır önce Amerika kıtasından, Japonya'nın varlığından ilk defa sözeden O'dur.

Dünyanın yuvarlak ve dönmekte olduğunu, yerçekimin varlığını Newton'dan asırlarca önce ortaya koydu. Henüz çağımızda sözü edilebilen karaların kuzeye doğru kayma fikrini 9.5 asır önce dile getirdi.

Botanikle ilgilendi, geometriyi botaniğe uyguladı. Bitki ve hayvanlarda üreme konularına eğildi. Kuşlarla ilgili çok orjinal tespitler yaptı. Tarihle ilgilendi. Gazneli Mahmud, Sebüktekin ve Harzem'in tarihlerini yazdı. Bîrûnî, ayrıca dinler tarihi konusuna eğildi, ona birçok yenilik getirdi. Çağından dokuz asır sonra ancak ayrı bir ilim haline gelebilen Mukayeseli Dinler Tarihi, kurucusu sayılan Bîrûnî'ye çok şey borçludur.

Bîrûnî, felsefeyle de ilgilendi. Ama felsefenin dumanlı havasında boğulup kalmadı. Meseleleri doğrudan Allah'a dayandırdı. Tabiat olaylarından sözederken, onlardaki hikmetin sahibini gösterdi. Eşyaya ve cisimlere takılıp kalmadı.


Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Cografya konularında bile o konuyla ilgili bir âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile getirmiş ve "Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah'a tövbe ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah'tan yardım dilerim. Bâtıl şeylerden korunmak için de Allah'tan hidayet isterim. İyilik O'nun elindedir!" demiştir.

II.Bölüm

11. yüzyılın ilk yarısının en ünlü astronom ve matematikçisi, Felsefe ve coğrafya alanlarında da çalışmalar yaptı. Sayılar kuramı, Hint hesabı, ay ve güneş tutulmaları, matematik coğrafya, enlem ve boylam tayini, kuyruklu yıldızlar, küre geometrisi gibi konularda yazılmış 113 kadar eseri (toplam sayfası 13.000 'u geçer) bilinir. Geometride, açıyı üçe bölme problemini de içeren cetvel ve pergel ile çözülemeyen bir grup problem vardır ki, bunlar matematik tarihinde "Biruni problemleri" olarak bilinir. Daire içine çizilmiş 9 kenarlı düzgün poligonun bir kenarının uzunluğunu özgün bir yöntemle hesapladı. Pi sayısının hesabı üzerine çalıştı, sinüsler teoremini kendine özgü bir yöntemle kanıtladı.
El Biruni Trigonometriye sekant, cosecant ve cotangent fonksiyonlarını eklemiştir.


Diğer bir eserinde jeodeziyle ilgili temel bilgiler verdiği için bu bilimin kurucusu sayılmaktadır. Ayrıca, madenlerin yoğunluklarını az bir hata ile bulmuştur.(Fe=7.82 ;gerçek değer Fe=7.86).


Yerçekimi kanununun İngiliz bilimadamı Newton tarafından keşfedilmiştir. Ancak, bu olay için, ilk defa fikir ortaya atıp incelemelerde bulunan Biruni’dir.

Biruni; Dünya dönüyorsa ağaçlar, taşlar vb. yerlerinden neden fırlamıyor? diye soranlara; "Bu dünyanın dönmesi olayını çürütmez. Çünkü herşey dünyanın merkezine düşüyor. Bu da gösterir ki, merkezde bir çekicilik vardır ve bu yerçekimi, yeryüzündeki nesnelerin dışarı fırlamasına mani olmaktadır" demektedir. Bu konuyu bilim tarihçisi Carl L. Boyer, A History of Mathematics adlı kitabında belirtmektedir.

Biruni' nin eserlerini bilimin objektive yaklaşımıyla inceleyen bilim adamlarının ve bilim tarihçilerinin görüşü Biruni' nin bilim dünyasına yol gösterecek, metodu ve kavrayış özelliklerinden gereği gibi yararlanılması yönündedir. Amerika'lı bilim tarihçisi George Sarton 11. asra Biruni asrı demektedir. Biruni, salt kuramsal felsefeye ve gizemciliğe karşı çıkmıştır.




Biruni "Makale fi istihrâc-i Kadr-al-ard bi rasadı inhitat-ul ufk an Kulel-ul cibâl (Dağ başlarından yapılan ufuk alçalması gözlemi yardımı ile yer boyutlarının belirtilmesi) hakkında makalesinde yer yarı çapının hesabını açıklar. Biruni'nin kullandığı yöntem şudur.


'Düz bir ovada, A noktasından uzaktan ölçme yöntemi ile HH' yüksekliğini 313 m. olarak ölçtü (şekil 1). Bu yükseklikte ufuk alçalması 34' dakika olarak ölçülmüştü.




OAH' dik üçgeninden bağıntısı ile

( a = 34', h = 318 m. )

yer yarı çapı için R = 6243.537 km. bulunmuştur.

Diğer taraftan India adlı yapıtında yer yarı çapını,

R = 6324.66 km.

olarak vermektedir. Bu değer ise gerçek yarı çap değerine çok yakındır.

Biruni, "Tahdidü nihayâti'l-amâ-kinli-tashih-i mesareti'l-mesakin" adlı yapıtında Hindistan ve Afganistan'daki jeoloji gözlemlerini, jeodezi ve geometriye ait problemlerden bahseder.

Bu yapıtta, ayrıca trigonometrik fonksiyonlarda, daima yarı çapın birim alınmasıyla bazı güçlüklerin önlenmesini sağlayan bir yöntem geliştirilmiştir. Biruni "Makaalid-el-ilm-el Hey'e mâ Yuhdes fi basit el küre (Astronomide küresel şekilleri tanımlayan anahtarlar) adlı yapıtında trigonometrik teoremlerin ispat şekilleri ile ilgilenmiştir

Hatta, Maraga rasathanesi kurucusu, ünlü bilgin Nasıreddin-el Tusi "Kıtâ-ı Şekl-el Katta" adlı yapıtında, Biruni'nin trigonometrik teoremlerinin kendi ispat şeklinden daha iyi olduğunu yazmakladır
Çok yönlü, Orta Asya'da bilim rönesansında büyük katkısı olan, büyük Türk bilgini Biruni'nin maalesef hiç bir yapıtı Türkçe'ye çevrilmemiştir. Kurulacak Bilim Tarihi Araştırma Merkezinin bilim tarihimizle ilgili değerleri ve eserleri ortaya çıkartmasını beklemekten başka bir şey elimizden gelmemekledir.




Biruni nin Bilim Hakkındaki Düşünceleri

Biruni'ye göre ilim hazzı yani hak ve hakikati araştırma zevki en yüksek zevkler arasındadır. Bu hususta kendisi şöyle demektedir: "ilim adamına yani ilim hizmetçisine lazım ve kaçınılamaz olan şey, ilmin bütün sahalarında yeterli bir seviyede olamasa bile , ilimler arasında bir ayrım yapmamak her birini hakkını vermektir. Çünkü ilim güzeldir lezzeti de kalıcıdır. Araştırma boyunca bu lezzet sürer gider. Araştırma bitince lezzette son bulur. İlim adamı kendinden önce gelen alimlere hor gözle bakmamalı ; tevazu ile eserlerine yaklaşıp , istifade etmelidir. Böylece en doğru ve sağlam bilgilere ulaşacak , kusurlu , hatalı bilgilerden uzak durmuş olacaktır.

İlmin ilerlemesi ve gelişmesi için şunlar lüzumludur:

İlmi düşünceye serbestlik tanınmalı yani ilimde söz sahibi olanlar fikir hürriyetine sahip olmalı.
İlmi çalışmalar açık ve sağlam metotlara dayanmalı.
İlim; batıl düşüncelerden ,sihir ve hurafelerden arındırılmış olmalı.
Gerçek ilim adamlarının çalışma zevk , şevk ve gayretlerini arttıran teşvik tedbirleri alınmalı.
İlmin ilerlemesi için gerekli her türlü maddi , sosyal ,teknik şartlar ve imkanlar hazırlanmalı.
İlme , ilmi eserlere ve ilim adamlarına hürmet edilmeli itibarları sağlanmalı.
İnsanların dikkat ve alakalarını ilmi konulara çekme çalışmaları yapılmalı.
Devletin ileri gelen adamları ilmin gelişmesi için gereken tedbirleri tespit edip hemen bunları tatbik etmeli.
Biruni beşeri manevi ilimler sahasındaki incelemelerinde bir takım prensipleri esas alıyordu. Bu hususları şöyle demektedir:"Bu ilimlerle meşgul olacaklar önce kalplerini bozuk itikat , kötü huy ve saplantılardan temizlemelidir. İnsanların çoğu manevi hastalıklara yakalanmıştır. Bu hastalıklar sahibini hak ve hakikati göremez hale getirir , kalbi kör kulağı sağır eder. Taassup , başkalarına üstün gelme , nefsin , kötü arzu ve heveslerin peşi sıra gitme ,makam, mevki sevdası peşinde ola , ve benzeri kötü huylar ilim adamına yakışmaz. Bu sebeple de herkes ilim adamı olamaz. İlim yolu çetin bir yoldur. Fakat ele geçmesi de imkansız değildir. Hak ve hakikati araştırırken mümkün olan en yakın , en sahih , en sağlam bilgilere tutunulmalıdır. Bu yapılırken de sahalarının otoritelerine ve ye eserlerine baş vurulur. Yani herkesi sözüne ve eserine değil de , otorite olan alimlerin söz ve eserlerine müracaat edilir. Tespiti mümkün olan hakikatler ortaya çıkarılır."


Biruni muhtelif ilimlere dair 1037 senesine kadar 113 eser yazmıştır. Daha sonra vefat edene kadar 12 sene zarfında ise , 83 eser telif etmiştir. Biruni'nin eserlerini incelediğimizde , onun esaslı bir din kültürü almış ve aldığı bu din ilimleri kültürünü tam anlamıyla hazmetmiş , bütün hayatına ve çalışmalarına sirayet ettirmiş olduğu görülmektedir. Biruni'nin dehasını ve ilmi başarılarının sırrını esasında onun bu yönünde aramak lazımdır.

El Biruninin Eserleri

El Biruni'nin Eserleri halen Batı bilim dünyasındakaynak eser olarak kullanılmaktadır.Türk Tarih Kurumu 68. sayısını Bîrû-nî'ye Armağan adıyla bilginimize tah-sis etti.Dünyanın çeşitli ülkelerinde Bîrûnî'yianmak için sempozyumlar, kongrelerdüzenlendi, pullar bastırıldı. UNESCO'nun 25 dilde çıkardığı Conrier Dergisi 1974 Haziran sayısını Bîrûnî'ye ayırdı. Kapak fotoğrafının altına,"1000 yıl önce Orta Asya'da yaşayanevrensel dehâ Bîrûnî; Asrtonom, Tarih-çi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog,Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğraf-yacı ve Hümanist" diye yazılarak tanı-tıldı.Eserleri;Biruni, toplam 180 kadar Eser kaleme aldı.

En meşhurları şunlardır:
EI-Asâr'il-Bâkiye an'il-Kurûni'I-Hâli-ye: (Boş geçen asırlardan kalan eser-ler.)
EI-Kanûn'ül-Mes'ûdî; En büyük ese-ridir. Astronomiden coğrafyaya kadarbirçok konuda yenilik, keşif ve buluşları içine alır.
Kitab'üt-Tahkîk Mâ li'I-Hind: HindTarihi, dini, ilmi ve coğrafyası hakkın=da geniş bilgi verir.
Tahdîd'ü Nihâyeti'l-Emâkin li Tas-hîh-i Mesâfet'il-Mesâkin: Meskenler ara-sındaki mesafeyi düzeltmek için mekân-ların sonunu sınırlama. Bu eseriyle Bîrû-nî, yepyeni bir ilim dalı olan Jeodezi'nintemelini atmış, ilk harcını koymuştu.
Kitabü'I-Cemâhir fî Ma'rifet-i Cevâ-hir: Cevherlerin bilinmesine dair kitap.
Kitabü't-Tefhim fî Evâili Sıbaâti't-Tencim: Yıldızlar İlmine Giriş.
Kitâbü's-Saydele fî Tıp: Eczacılık Kitabı. (İlaçların, şifalı otların adlarını altı dildeki karşılıklarıyla yazmış.)
Asar-ül-Bakiyye: Biruni bu eserini 28 yaşında yazmıştır. Arapça telif eser olup , Cürcan hükümdarı Kabus bin Yaşgir'e ithaf edilmiştir. 1878-1879 senesinde İngilizce'ye tercüme edilen eser 1923 yılında tekrar basılmıştır. Eser beynelmilel bir kronoloji, takvim, tarih, kültür ve astronomi konularını ihtiva etmekte olup, ilmi değerini günümüzde bile sürdürmektedir.


Bu eserinde Harezm şehrinde yaptığı 7,5 m çapındaki duvar rubu' tahtası ile ölçtüğü ekliptik meylini vermektedir.
Sene Ekliptiğin Meyli
Batlamyus ? 23º50'
El-Me'mun astronomları 832 23º33'39''
Sabit bin Kurre 875 23º33'30''
El-Battani 880 23º27'
El-Biruni 995 23º27'
Techo Brahe 1790 23º30'
Bradley 1750 23º28,8'
Modern Ölçüler 1950 23º26,7'

Bu tabloda da anlaşıldığı gibi Biruni'nin bulduğu değer bu günkü ölçülere çok yakındır.


Tahkiku ma lil-Hind: Bu eserini Gazneli Mahmut ile birlikte gittiği Hint seferinde Hint dini , kültürü ve felsefesi , sanskritçeyi öğrenip yerinde tetkik etme suretiyle hazırlamıştır.

Tahdidu Nihayet-il-Emakin li-tashih-il-Mesakin: 1015 senesinde tamamladığı bu eserde matemetiki coğrafyanın inceleme metotları anlatılmıştır. Harezm, Hindistan ve Afganistan'da yaptığı rasatları ile jeoloji ve jeodeziye ait meselelerden bahsetmekte; trigonometri ile ilgili yeni kavramlar ve yorumlar getirmektedir. Bu eseri ile Biruni jeodezi ilminin kurucusu sayılmaktadır.


El-Kanun-ül-Mes'udi: Astronomik coğrafya demek olan bu eser , Biruni'nin en büyük eseridir. Bu eseri ciddi, ehemmiyeti haiz bir matematik ansiklopedisi mahiyetinde olup, devrinin bir çok yenilik ve keşiflerini ihtiva etmektedir.

Kitab-üt-Tefhim fi Evaili Sanaat-it-Tencim, Kitab-ül Cevahir fi Ma'rifet-il-Cevahir: Bu eseri kıymetli taşlar ve madenlerden bahsetmektedir. Biruni izafi yoğunlukları "mahruti aleti" dediği ve en eski piknometre diyebileceğimiz bir alet vasıtasıyla tayin etmekteydi. Onun sıcak ve soğuk su arasındaki ağırlık farkını daha o vakit 0,041677 olarak tespite muvaffak olduğu bilinirse, kendisinin ne mahir bir ilim adamı olduğu ortaya çıkar. Altının, zümrüdün, kuvarsın izafi kesafetini Biruni daha o zamanlar tayin etmiştir.


Biruni bu eserinde bazı cisimlerin yoğunluklarını aşağıdaki şekilde tespit etmiştir. Bu değerlerle bu gün tespit edilen değerler aşağı yukarı aynıdır.
Bu değerlere göre:

Maddenin Cinsi Biruni'ye göre Bu günkü değerlere göre
Altın 19,26 19,26
Cıva 3,741 13,59
Kurşun 11,40 11,35
Bakır 8,92 8,85
Pirinç 8,67 8,40
Demir 7,82 7,79
Kalay 7,22 7,29


Kitab-üs-Saydala: Tıp ve eczacılık konusunda yazdığı ansiklopedik mahiyette bir eserdir. Eserde ilaçların ve otların isimleri; Arapça, Farsça, Yunanca, Süryanice, Sanskritçe, Hintçe ve Türkçe olarak kaydedilmiş özellikleri açıklanmıştır.


Biruni yalnız coğrafyaya ait olmak üzere müstakil eserlerde vermiştir. Çapı 6,8m kadar büyük bir yarım küre yaparak , coğrafi mevkilerin enlem ve boylamlarını kendi incelemeleri ile tespit ederek, üzerine kaydetmiştir. Ne yazık ki bu eser ziyan olmuştur.

Taksim-ül-Ekalim adlı bir coğrafya eser ile Tefhim'den alınan bir harita da elde bulunmaktadır. Biruni mühendis ve coğrafyacı olduğu kadar da büyük bir tarihçiydi. Onun Harezm tarihine dair Ahbar-ül-Harezm ve Meşahir-ül-Harezm adındaki eserleri; Gazneliler tarihine dair, Tarihu Eyyam-is,Sultan Mahmud'u; Manihailer ve karamitalılar tarihine dair, Tarih-ül-Mübayyeze vel-Karamita adlı eserleri ile tarih tenkidine ait olduğu isminden anlaşılan Tenkit-üt-Tevarih adlı bir eseri olduğu bilinmektedir.

Jeodeziye dair ilk eseri Biruni yazmıştır. Bu sahada yazılan eserler, ancak 8 asır sonra görülmüştür. Işık hızının varlığını ve bunun sesten kat kat fazla olduğunu belirtmiştir.

Biruni 63 yaşındayken arkadaşına yazdığı bir mektupta büyüklü küçüklü 180 'i bulan eserlerinin listesini vermektedir. Ne yazık ki bunlardan 22 tanesi günümüze kadar gelebilmiştir.
Biruni bütün bu inceleme ve eserleriyle vardığı neticeleri, eski Yunanlıların ve eski İslam alimlerinin ulaştığı sonuçlara nispetle daha dakik ve daha doğru olmasını, İslam fetihleriyle medeniyet sahasının genişlemesine bağlayarak, bundan dolayı Allahü tealaya hamd etmiştir.

Biruni bütün ömrünü ilme vermiş ve eserlerini pek azı müstesna Arapça olarak yazmıştır. O devirde ve daha sonra çok zengin bir dil olan Arapça, edebi ve ilmi bir dil olarak kullanılmıştır. Biruni ;"Eğer eselerimi kendi dilimde yazacak olsam, bunlar çok saf Arap atlar sürüsü arasında zürafalar gibi garip bir şey olurdu" demektedir. Dünyadaki bütün ilim tarihçilerinin tasdik ettiği gibi o, en hassas manası ile dahi bir alimdi.

Biruni için ilmi araştırma ; fıtri bir arzu, tabi bir ihtiyaç derecesindeydi. Başka şeylere itibar etmiyordu. Öyle ki Gazneli Sultan Mes'ud 'un kendisine gönderdiği fil yükü gümüş liraya dönüp bakmamış devlet hazinesine iade etmiştir.

Biruni ilmi araştırmalarda metot olarak hem teoriyi hem de tecrübeyi birlikte esas alıyordu. Ayrıca tecrübeyi tekrar tekrar yapmak ve neticeye bu yoldan ulaşmak ilmi çalışmanın temelini teşkil ediyordu. İlimde açıklıktan yanaydı. Örtülü, kapalı ve müphem sözlerden nefret ediyordu.

[Linkleri sadece üye olanlar görebilmektedir. ]
Statü: Çevrimdışı
 
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları


Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye'nin Yetiştirdiği İnsan Tipi sebnem975 Kişisel Gelişim 0 01-04-2008 11:48
Türkçemiz'in Genel Sorunları BRUCE Edebiyat 2 27-12-2007 17:18
Atatürk Döneminde Türkçe ve Türk Dİl Kurumu kardelen Edebiyat 8 26-06-2007 03:01
Atatürk veTDK bugragS Geri Dönüşüm Kutusu 1 19-02-2007 23:51
Atatürk ve dil guvali Ulu Önder M.K.Atatürk 16 01-11-2006 03:00

ForumVadisi vBulletin yazılımı kullanmaktadır.
Yazılımın tüm hakları ©2000 - 2007, Jelsoft Enterprises Ltd.'e aittir.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.1.0
Site üzerindeki yapılandırma ve içeriğin tüm hakları ©2005 - 2007 ForumVadisi'ne aittir.
Bilgi için:info@forumvadisi.com




[Çıkış: 102.96 Kb. Sıkıştırıldıktan Sonra: 100.45 Kb. Tasarruf: 2.51 Kb. (2.43%)]