|
||||||||||||
|
||||||||||||
|
|
#1 (Kalıcı Bağlantı) |
|
ForumVadisi Aşığı
![]() ![]() ![]() ![]() |
Son yıllarda iletişim araçlarının hızla gelişmesine rağmen bireyler arasında sıkça ruhsal, duygusal ve sosyal iletişim bozukluğu yaşanmaktadır. Ahlakın içten içe çürümesi güzellikleri yok ederken, teknolojik araçlar sayesinde görmeye tahammül edemediğimiz en mahrem ve çirkin şeyleri görmemiz, duymaya tahammül edemediğimiz en çirkin ses ve sözleri duymamız artık kaçınılmaz olmuştur. Müthiş bir görüntü ve ses kirliliği yaşamaktayız.
Bireyin önemli sayıldığı “Ben kültürü”nün yüceltildiği “Biz kültürü”nün aşağılandığı bir kültür erozyonu içerisinde bireyler birbirinden uzaklaşırken yalnızlık karanlığına sürüklenmektedir. Bu olumsuz ve sevimsiz hal, bireylerin birbirini yok saymasına neden olmaktadır. Yok sayma hastalığı olarak isimlendirebileceğimiz bu hal, herkesimden insanın hayatlarının herhangi bir kısmını paylaştıkları yakınlarını veya arkadaşlarını hiç olumlu ve güzel bir özellikleri yokmuş gibi herkese her yerde her fırsatta şikayet etmeleri ile başlayan; çenenin düşmesine, gözyaşının sel olmasına, kalbin kararmasına ve aradaki sevgi ve saygının, güven duygusunun yok olmasına neden olan, bireyleri kalabalık içinde yalnızlığa sürükleyen toplumsal bir yaradır. Yok sayma hastalığı bilhassa yakın akraba ve dostlar arasında sıkça görülmekte ve aradaki sevgi, şefkat ve muhabbeti yok etmektedir. Genç -yaşlı, kadın -erkek- çocuk, özürlü - sağlıklı hiç kimse kendini güvende hissetmemektedir. Toplumun büyük kesimi gözlerinin önündeki olumlu ve güzel şeyleri görmezlikten geldiği ve elindeki ile yetinmediği için daima olmayanın peşinden koşuyor. Artık toplum içinde örnek insanlardan, mutlu ailelerden bahsedilmiyor. İnsanların iyi ve güzel yönlerini görüp örnek alan, bu güzellikleri mutlu sözcüklerle anlatan, yapılan iyilik ve fedakarlıklardan bahseden insanlara pek rastlanmıyor. Tabii ki bu da toplumsal mutsuzluğa ve bunalıma neden oluyor. Nasıl olmasın ki? Anne baba; çocuğundan, Çocuk annesinden babasından, Gelin, kaynanasından, kaynana gelininden Karı, kocasından, koca, karısından, Komşu, uzak-yakın, alt-üst komşusundan, Öğretmen, öğrencisinden, öğrenci öğretmeninden, Zengin; malından mülkünden, işçisinden, çalışanından, Fakir zenginden, devlet erkanından, Halk siyasetçiden, siyasetçi halktan Memur amirinden, amir memurundan, Er çavuşundan, çavuş komutanından şikayetçi Velhasıl herkes herkesten şikayetçi. Bütün bu şikayet yüklü sözleri işittikçe insanların biri birleri ile çok yakından ilgilendikleri düşünülebilir. Ama öyle değil. Bir çatı altında, aynı binada, aynı sokakta, aynı mahallede yaşayan bu insanlar arasında sevgi saygı duyguları kalktığı ve her biri diğerini yok saydığı için durum bu kadar olumsuz ve acı verici haldedir. Aradaki huzur ve mutluluğu pekiştirecek ilahi kurallardan yoksun insanlar, şikayet konusu ile yakından uzaktan ilgisi olmayan üçüncü kişi ile paylaşarak kendini haklı gösterme/görme çabası içinde bir nevi günah çıkarma/deşarj olma yolunu seçmektedir. Bu asla çözüm değildir. Çünkü konuşulması gereken kişi üçüncü kişi değildir. Müşteki olunanın haberi olmadan yapılan şikayet iki kişi arasındaki sorunu çözmediği gibi, dedi-kodunun ve olumsuz duyguların artmasına neden olmaktadır. Böylece olayın dışında olan belki de olaylarla hiç ilgisi olmayan/çoğu zaman dinliyor görünen kişilerle konuştukça kişi kendisinin haklı, şikayet ettiğinin ise haksız olduğuna inandırarak gerçek problemin katlanarak büyümesine sebep olmaktadır. Eğer şikayet eden kişi şikayet ettiği yakınının bedensel, ruhsal, duygusal ve sosyal varlığını kabul etse ve onunla sözlü ve sözsüz iletişim kurmayı başarsa olumsuz tarafları ile birlikte olumlu yönlerini de görecek, aynı zamanda şikayet ettiği konularda kendi hata ve sorumluluklarının farkına varacaktır. Hal böyle olunca karşılıklı konuşarak şikayet konusu olan problem ortadan kalkacak ve ortak hayatta acı-tatlı her şeyin paylaşımı başlayacaktır. Ama bu, zamane insanı için hiç kolay bir iş değildir. Böyle bir ilişkiye benliği/egosu/nefsi karşı koyar. Çünkü benlik/ego/nefis iyi ilişki kurabilmek için ilk adımı karşı taraftan beklemeyi tercih eder. Halbuki iyi niyetle atılan ilk adım birçok problemin çözülmesine neden olacaktır. Ancak bütün bu güzellikleri yaşamak yerine karşısındakini yok saymak nefis için kolaylıktır. Nefis bu kolay yolu seçtiğinde iman ve ahlak açısından çok büyük tehlike ile karşı karşıya olduğunu fark edemez. Aslında yok sayılan sadece kişiler değildir. En başta Allah’ın emri, Peygamberin sünneti ve Kur’an ahlakıdır. Yok sayılan büyüğe saygı ve hürmet, küçüğe sevgi ve merhamettir. Yok sayılan yakın akrabaya, komşuya, eşe dosta gösterilmesi gereken anlayış, özürlüye, yoksula yoksuna, gence, yaşlıya gösterilmesi gereken şefkat ve merhamettir. Atalardan miras gelenek göreneklerdir. Ana babanın çocuklarını yetiştirirken yaptığı fedakarlıklar, uğruna çektikleri çilelerdir. Bütün bu değerler yok sayılınca acziyet belirtisi olarak; dedikodu, yalan, iftira, abartı dolu sevgisiz saygısız ifadelerle şikayet etmek, ardından küslük ve uzaklaşma gibi olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır. Aslında yok saymak, yok sayılmak demektir. İnsan ilişkilerinin bu denli olumsuz olmasına neden olan yok sayma alışkanlığı güvensizliğin ve sorumluluktan kaçmanın işaretidir. Allah’ın emrinden, Peygamber’in sünnetinden ve Kuran ahlakından uzaklaşarak kendini sorumluluktan soyutlamaktır. Zor şart ve anlarda kimden, nasıl yardım istemesi gerektiğini unutmak gafletinde olmaktır. Mesela aile bireylerinin birbirlerini yok sayarak yaşamaları aile bireyleri arasında duygusal ve sosyal kopukluğa neden olurken, aile birliğinin çözülmesine, bir çatı altında yalnız insanların yaşamasına neden olmaktadır. Önceleri bu kopukluğun/aranın gitgide açılmasıyla hayatlarında neleri kaçırdıklarının farkına varamazlar. Farkına vardıklarında ise çoğu kez iş işten geçmiş olur. Dışarıdaki işi bittiği halde evde kendisini bekleyen eşini ve çocuklarını yok sayarak arkadaşlarına takılan, kahvehaneye, eğlence merkezlerine giden erkekler zamanla eşi ve çocukları tarafından yok sayılırlar. Çünkü eşini bekleyen kadın, babasının eve gelip kendisi ile ilgilenmesini isteyen çocuk, sabırsızdır. Bu bekleyiş çok inciticidir. Çok yıpratıcıdır. Bu bekleyiş kişiye çok acı verir. Acı, bir saati on saat yapar. En sevdiği tarafından pervasızca yok sayılmak kalplerdeki sevgiyi ve hürmeti öldürür. Böyle bir aile ortamında ikili ilişki kurmak mümkün olmaz. Sevgi saygı bağları yavaş yavaş kopan böyle bir ailede konuşmak istediklerinde ya birbiriyle kavga ederler ya da yok sayarak susarlar. Şüphesiz eşler arasındaki olumsuzluklar çocukları kötü yönde etkiler. Bu olumsuz ortamda anne-babanın çocuğu ile yeteri kadar ilgilenmesi mümkün değildir. Rol modellerinin bu olumsuz hali çocuğun ya anne ve babasına çok düşkün, özgüvensiz, pısırık olmasına, bağımsız hiçbir şey yapamamasına ya da uzaklaşıp başka sevgi ve alışkanlıklar edinmesine sebep olur. Her iki hal de çocuk için tehlikelidir. Ve Evin süsü çocuk, bulunmaması gereken yerlerde, olumsuz ve uygunsuz arkadaşlarına anne babasını şikayet ederek içinde bulunduğu olumsuzlukların gerçek sorumlularını ifşa eder. Anne babasında bulamadığı sevgi, şefkat ve sıcaklığı iyi veya kötü olduklarını kestiremediği arkadaşlarında bulmaya çalışır. Böylece aile içinde genç-yaşlı herkes ortak yaşamanın, acıyı tatlıyı paylaşmanın mutluluğundan ve huzurundan yoksun, birbirinden habersiz birbirini yok sayarak bir hayat sürmeye başlar. Dışarı çıkan, Allah’a ısmarlamaz içeri giren Allah’ın selam ve selametini dilemez. Oysa hayatı paylaştığı yakınlarının bir insan olduğunu, yaşlı-genç, kadın erkek herkesin sevgi ve saygıya layık olduğunu, onlar için yapabileceği bir şeyler olduğunu düşünerek mutlu bir aile ortamı oluşturmak tek çözüm yoludur. Böyle ailelerden oluşan toplumların ise öyle çok hızlı elektronik iletişim araçlarına ihtiyacı yoktur. İmanlı kalpler, sevgi ve saygı ile bakan gözler ve gönülden süzülüp dilden dökülen güzel sözler, şefkat ve merhametle açılan kucaklar ve dua için açılan eller iletişim kurmak için yeterlidir. Diğerleri ise bu güzelliğe güzellik katmak için elbette kullanılmalıdır. Sanal ve elektronik iletişim araçları, ihanet, ahlaksızlık, hırsızlık, arsızlık için değil; mutlulukların, üzüntülerin, güzelliklerin bir an önce paylaşılması için kullanılmalıdır. Unutulmamalı ki ne bilgisayardaki yazı ve mesajlar, ne telefondaki mekanik ses, ne de sanal dünyada animasyonla gönderilen öpücükler, el sallamalar karşı karşıya göz göze söylenen sözlerin, gerçek kucaklaşmanın ve dokunmanın yerini tutamaz. Yüce Yaratıcı insanı yok saymayı değil en yakınından başlamak üzere bütün yarattıklarını görüp algılayıp yarattığı her şey hakkında düşünmeyi ve şükretmeyi emreder. Önce en yakınlardan başlayarak anne baba, karı-koca, çocuk, akraba derken yakın komşu-uzak komşu, sağlıklı-özürlü, inanan-inanmayan herkesin görülmesini, gözetilmesini ve hoş tutulmasını ister. Şimdilerde empati denen davranışı Hz. Peygamber (s.a.v) yüzyıllarca önce sevgi ve şefkatle ne kadar güzel ifade etmiştir. “Kendin için istemediğini başkası için isteme.” Alıntı
__________________
![]() Ey rengini kanımızdan alan bayrağımız!
Ey gecemizi aydınlatan karasevdamız! Ey özgürlük meş´alemiz! Varlığın, varlığımız; Yokluğun, yokluğumuzdur! |
|
Statü: Çevrimdışı
|
|
| Google Reklamları |
|
|
#3 (Kalıcı Bağlantı) |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Umarım yok saydığımız değerleri çok geç kalmadan tekrar hayatımıza katıp birçok olumsuzluğun ortaya çıkmasına engel olabiliriz.
Sevgi,saygı,şefkat,inanç ve merhametle yoğrulmuş bir hayat felsefesini benimseyerek tabiki. ![]() Teşekkürler tkilicasl
__________________
![]() Türkçe için tıkla <<< FVTKD >>> Türkçe için tıkla Güzel Türkçemizi Güzel Kullanalım İmza Resmi İçin gentlemen'e, Avatar İçin hyuga'ya Teşekkür Ederim. →EмektaR←
|
|
Statü: Çevrimiçi
|
|
|
|
#4 (Kalıcı Bağlantı) |
|
ForumVadisi Aşığı
![]() ![]() ![]() ![]() |
Orjinal Mesaj Sahibi alfate
Hangi güzellik yoktur ki islamda olmasin. “Kendin için istemediğini başkası için isteme.” Hz. Muhammed (s.a.s) Bu gün sevgili avrupanın daha dun cıkardığı insan hakları evrensel beyanemesine bakınız. Hangisi islamda yoktur. Evet ben idia ediyorum o beyanamenin özu islamdır ki örnekleri coğaltabiliriz. Paylaşan yureğine sağlık dostum. Bu güzel yorumlarınız için ben teşekkür ediyorum Sayın Egitimci57 ve sayın Alfate
__________________
![]() Ey rengini kanımızdan alan bayrağımız!
Ey gecemizi aydınlatan karasevdamız! Ey özgürlük meş´alemiz! Varlığın, varlığımız; Yokluğun, yokluğumuzdur! |
|
Statü: Çevrimdışı
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konu Yazarı | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Nokia Cep Telefonları Tanıtımı {En Büyük Arşiv} | kenan_sinem | Cep Telefonları | 3 | 12-02-2008 19:32 |
| Windows'u Hızlandırmanın En Garanti Yolları ! | ŁǿЯD OMéŃ | Windows İşletim Sistemi | 21 | 26-01-2007 21:16 |
| "F.Bahçe'den eksiğimiz yok, fazlamız var" | skaterboy | Galatasaray | 0 | 02-07-2006 16:26 |
| bilgisayar esprileri...1 | kardelen | Geri Dönüşüm Kutusu | 2 | 01-07-2006 01:18 |